Dikkatimi Kim Çaldı?

    Johann Hari İngiliz-İsviçreli gazeteci ve yazardır. 2022’de yayımlanan ve ülkemizde de yayımlandığı günlerde gündemde kendisine yer bulan Çalınan Dikkat: Neden Odaklanamıyoruz? adlı çalışması eleştirmenler tarafından hem olumlu hem de olumsuz eleştiriler alır. Örneğin bazı eleştirmenler Hari’nin kitabında yer alan iddiaları çarpıttığını, herkesin bildiği tespitleri kendisininmiş gibi gösterdiğini söyler. Eleştirileri bir yana bırakacak olursak Hari’nin günümüz dünyasının nasıl “kurulduğunu” göstermesi ve dikkatimizin nasıl ve ne şekilde dağıldığını belirleme gayretine girmesi açısından çalışmanın önemli olduğu söylenebilir.  

    Çalınan Dikkat’te kendi yaşam tecrübelerinden hareketle insanların neden odaklanamadığının, neden dikkat seviyelerinin düştüğünün sebeplerini araştır Johann Hari. Kitabın giriş kısmında yirmi birinci yüzyılın başında hayatta kalmanın odaklanma becerilerinin çatlayıp kırılmasını beraberinde getirdiğini söyler. Çağımızın insanlarının ânı yaşama becerisini kaybettiğine, yaşamayı deneyenlerin dikkatinin dağıldığına vurgu yapan yazar, dikkat dağınıklığının/odaklanamamanın “gerçek ve acil bir kriz” olduğunu savunur. Başlangıçta telefon ve bilgisayar gibi teknolojik cihazlara suç bulan, onlardan uzaklaşmayı bir çözüm olarak gören Hari, aslında bunun o kadar da basit bir sorun olmadığını anlar. Bu sorunun üstüne giderek yaptığı araştırmalarda dikkate zarar veren on iki derin kuvvet bulunduğu sonucuna varır ve her kuvvetle ilgili alanında uzman isimlerle temasa geçerek mülakatlar gerçekleştirir. Hari’nin belirlediği bu on iki kuvvet şöyledir: "Hızın, Geçişlerin ve Süzme Faaliyetinin Artışı", "Akış Hâlinin Ketlenmesi", "Fiziksel ve Zihinsel Bitkinliğin Artması", "Uzun Süreli Okumanın Kaybolması", “'Zihin Gezinmesi'nin Aksaması", "Sizi Takip Edip Yönlendiren Teknolojinin Artışı", "Zalim İyimserliğin Artışı", "Stres Artışı ve Tetiklediği Teyakkuz Hâli", "Beslenme Düzeninin Bozulması ve Kirliliğin Artması", "DEHB’nin Artışı ve Buna Verdiğimiz Yanıt", "Çocuklarımızın Maruz Kaldığı Fiziksel ve Psikolojik Kapatılma".  

Hari, dikkati dağıtan her kuvveti birer bölüm olarak işler ve çalışmasını "Dikkat İsyanı" başlıklı bölümle sonlandırır. Oyalanmayla geçirilen hayatın bireysel düzeyde eksik kaldığını, dikkatimizi uzun süre veremez olduğumuzda istediklerimizi gerçekleştiremediğimizi söyleyen Hari, -Postner’in görüşlerinden hareketle- dikkatimiz dağıldığında odaklanma süresinin 23 dakika sürdüğüne de değinir.  

Hari’ye göre sosyal medyanın ve zihnimize doldurulan enformasyonun hem çok fazla olması hem de hızla değişmesi zihnin bir konuda odaklanmasını kısıtlar ve dikkat dağılır. Twitter’daki konu değişimi, internet sitelerinde durma süresi ve elektronik ekranlardan okuma süresi kolektif dikkat aralığımızı günden güne daraltır. Böyle olunca da derinlik ve derinlemesine düşünme feda edilir. Çünkü zaman yoktur. İnsanların konuşmaları ve yürüme hızları bile günümüzde kat kat artmış durumdadır. Hari, Guy Claxton’ın yavaş yapılan yoga, tai chi ya da meditasyonla uğraşanların odaklanma ve dikkati artırdığı konusundaki tespitini; Earl Miller’ın insan zihninin tek bir şeye odaklanabildiği, bilgisayarın icadından sonraysa aynı anda farklı şeylere odaklanabileceği mitinin ortaya çıktığı hakkındaki görüşünün de aktarır (s.44). Farklı işlemler arasında geçiş yapmanın odaklanmayı aşındırdığını söyler. Odak dağılmasının basamaklarını ise görüştüğü uzmanların fikirleri ışığında şöyle sıralar: geçiş maliyeti / batırma etkisi / yaratıcılığın azalması / hafızanın daralması.  

Hari, yaptığımız şeylere kendimizi kaptırıp benlik hissini tamamen kaybettiğimiz, zamanın tamamen ortadan kaybolduğu zamanları “akış hâli” olarak belirtir. Akış hâlinde sürecin kendisi önemlidir. Birey kendisi için anlam taşıyan, becerisinin sınırında duran ancak öteye geçmeyen tek hedef belirlemelidir.  

Fiziksel ve zihinsel bitkinliğe değindiği satırlarda ise yazar 19 saat aralıksız uyanık kalmanın bilişsel yetileri sarhoş olmuş kadar azalttığını ifade eder. Yorgunluk, uyanık görünürken aslında “lokal uyku” ya sebep olabilir. Bu da düşüncelerin sürdürülmesini zorlaştırır. Uyku sırasında zihin, öğrendiklerini uzun süreli hafızaya taşır (s.75). Uykunun geldiğini haber veren adenozin adlı kimyasalın kafeinle bastırıldığını ancak uyku ihtiyacının yerli yerinde durduğunu söyleyen Hari, beynin kendini onarması için uykunun gerekli olduğunu ve uyumadan en az iki saat önce ekranların mavi ışığından uzak durulması gerektiğini söyler.  

Dikkat ve odaklanmayı etkileyen etkenlerden birisi de zihin gezinmesine fırsat verilmemesidir. Daima bir şeyler üzerine çalışmak yerine zihin gezinmesine fırsat verildiğinde bireylerin dünyayı yavaş yavaş anlamaya başladığı, sorunlara çözüm ürettiği, zihinlerinin ileriyi düşünmeye ve ilerisi için hazırlanmaya başladığı görülmüştür. Burada Tristan Harris ile görüşmesine detaylıca yer veren Johann Hari, Tristan’ın insan davranışlarını fark ettirmeden nasıl değiştirileceği anlatılan derslere katıldığını ve Skinner deneyindeki gibi anında pekiştirme (kalp ve beğeni) ile sosyal medyada insanların davranışlarının değiştirilebileceğini keşfettiklerini aktarır. Tristan’a göre odaklanamamak insanın suçu değildir. Odaklanamamak tasarlanmıştır.  

Çalışmaya göre dikkatin azalmasının sebeplerinden birisi de strestir. Stres azaldıkça dikkat artar. Bu sebeple bireylerin daha az ve rahat çalışmaları stres düzeylerini düşüreceğinden odaklanmaları da artar (s.190). Bununla birlikte beslenme düzeni de odaklanamamanın sebeplerindendir. Vücudu ihtiyaç duyduğu besinlerden yoksun bırakmak ya da kirletici maddelerle doldurmak ya da çevre kirliliği gibi etmenler dikkati bozar: “Dikkat ve odaklanma becerimiz devasa dış güçler tarafından istila ediliyor, yağmalanıyor, zehirleniyor (..)” der Johann Hari (s.208). 

    Böyle kurgulanan bir ortamda çocuklar da olumsuz etkilenir. Hari’ye göre çocukların her ânının planlanması, daima gözetim altında olmaları, kendi oyunlarına izin verilmemesi, yalnız bırakılmamaları onların dikkat ve karar yetilerini olumsuz etkiler. Hangi konuda iyi olduklarını keşfedemezler. Konfor alanlarından çıkmaları gerekir. Kirli ve boyalı gıdalar da çocukları hem zehirler hem de bedenlerini kirletir. Sınava odaklı eğitim de burada sayılabilir. Hari, tüm bu sebeplerin DEHB’in artmasına yol açtığını söyler. Hari, dikkati geri kazanmak için topluca harekete geçmek gerektiğini ifade eder. Çalışmasında bahsettiği adımlarla dikkati çalanlara karşı bir isyan başlatmayı teklif eder. Çalışma, Hari’nin söyledikleri ve araştırma sonucunda bulduklarının ne kadarını gerçekleştirebildiğinin muhakemesini yapmasıyla son bulur.  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ho Ho Ho da Maşallah

Bursa'nın Tutunamayanlar'ı

Kan Damlası ve Hayret Bey