Kayıtlar

Ekim, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gul-i Biyâban

Resim
     "Türk Kültüründe Gulyabani" adlı çalışma "Dünyada Gul/Gulyabani ve Türk Halk Bilgisinde Gulyabani", "Türk Tarih ve Edebiyat Kaynakları ile Popüler Kültürde Gulyabani", "Klasik Türk Edebiyatında Gulyabani" ve "Gulyabani İllustrasyonları” başlıklı dört bölümden oluşuyor. Çalışma, bir zamanların "Canavar Avcısı" olarak nam salmış Sadettin Teksoy'un sunuş yazısıyla başlıyor. Böylece dikkat çekici bir girişle canavarların evrenine giriş yapılıyor. "Dünyada Gul/Gulyabani ve Türk Halk Bilgisinde Gulyabani" başlıklı bölümde Seçkin Sarpkaya, dünya kültürlerindeki inançlarının, mitlerinin, efsanelerinin, masallarının ve kısaca tüm halk bilgisi ürünlerinin türlü türlü varlık ve canavarla dolu olduğunu söyler (2022: 22). Dünya kültüründe yer alan bu olağanüstü yaratıklardan birisi de Gulyabani'dir. Sarpkaya, bu konu üzerine çalışan isimlerden alıntılarla gulyabaninin "Gul", "gul-i biyâban", ...

İstiklal Marşı'nın Arka Planı

Resim
    İsmail Kara, "Bir Düşünce Tarihi Metni Olarak İstiklal Marşı" adlı çalışmasında İstiklal Marşı'nı yalnız bir şiir ya da marş olarak değil bir düşünce metni olarak ele alıyor. Çalışma giriş ve sonuç haricinde İstiklal, Millet, Din, Vatan, Medeniyet ve Ümit adlı altı bölümden oluşuyor. Kara, bölümlere adını veren başlıklarda Mehmet Akif'in düşünce dünyasına dalarak onun bu kavramlara bakışını, bu kavramların zaman içerisindeki gelişiminin şair üzerindeki etkilerini irdeliyor. Mehmet Akif'in İstiklal Marşı'nı yazmadan önce, İstiklal Marşı'na giden süreçte bu kavramları Safahat'taki bazı şiirlerinde, "Çanakkale Şehitlerine" adlı şiirinde ve verdiği vaazlarla Sebilürreşat'ta yayımladığı yazılarda kullandığını dile getiriyor. Anlaşılan o ki Akif, bu altı kavramı gününün değişen şartlarıyla zihninde şekillendirerek nihayetinde 1921 yılında İstiklal Marşı'nı kaleme almış.     Çalışmada batılılaşma ve yapılan inkılaplar neticesinde değiş...

Bir Çift Öküzden Gayrı Ne İsterdi Karabibik?

Resim
     Karabibik, Nabizade Nazım'ın 1891 yılında yazılmış köy romanıdır. Romanın yazılış amacı, Nabizade tarafından eserin önsözünde dile getirilir: "Eğer gerçekçi bir roman okumadıysanız, işte size bir tane takdim edeyim. Emile Zola gibi, Alphonse Daudet gibi realistlerin, yani gerçekçi yazarların romanlarının hep ahlaka aykırı şeylerle dolu olduğunu düşünenler, Karabibik'i okuduklarında sanırım bu düşüncelerinden kurtulacaklardır." Nabizade'nin amacı realist - naturalist bir çizgide eser vererek okuyucuyu bu türle buluşturmaktır. Aynı zamanda realist-naturalist eserlerin yalnız fuhuş gibi hayatın kötü yanlarını ortaya koymadığını da kanıtlamak düşüncesindedir      Romanın köyde geçiyor olmasının sebebiyse okuyucuya Anadolu'nun o yörelerini, oralarda yaşanan hayatı, geçim sıkıntısını halkın kendi diliyle ortaya koymaktır: "Romanımın zeminini Anadolu köylerinden seçmekteki amacım, köylülük ve çiftçilik dünyasının yabancısıysanız, size o dünyalar hakkında ...

İstanbul'da Bir Yabancı Dolanır Durur Mecmua Yapraklarında

Resim
     "İstanbul'da Bir Yabancı" romanı 1690 yılında Büyük Gazete adlı mecmuada 12 tefrika şeklinde yayımlanır. Roman, Halide Edib'in son yıllarında kaleme aldığı diğer romanları Kerim Usta'nın Oğlu (1958), Sevda Sokağı Komedyası (1959), Çaresaz (1961) ve Hayat Parçaları (1963) gibi kısa, dağınık, kurgu ve teknik açıdan zayıftır. Ele alınan konudan karakterlere, olay örgüsünden arka plandaki fikre kadar derinlikten yoksundur.      Roman dört bölümden oluşur.  Yeni Bir Eser Peşinde başlıklı birinci bölümde eskiden "Kibarzâdeler" olarak tanınan, içlerinden ünlü âlimler, devlet adamları çıkaran köklü bir İstanbul ailesine mensup Sadullah Enderunlu'nun aile kütüphanesinde Âşık Enderunî adlı bir kitap bulması ve bunu yazan aile ferdine yakınlığından dolayı kendine "Enderunlu" soyadını alması anlatılır. Sadullah, İstanbul'un insanları kendine benzeten, bir insan kokteyline benzeyen yapısına da bu bölümde değinir. Fakat İstanbul'a yönelti...

Gülbeşeker yahut Çalıkuşu'nun Toplumla İmtihanı

Resim
    Çalıkuşu hakkında pek çok kere yazı yazıldı, roman tahlil edildi, karakterler incelendi. Fakat Çalıkuşu'nun herkeste farklı bir intiba bıraktığı da bir gerçek. Kimi Feride'nin kırgınlığını kendine yoldaş ediyor, kimi Anadolu'nun görünümünü, sefaleti görmek için Feride'yi takip ediyor, kimisi Kâmran'a acıyor yahut onu kınıyor. Oysa kitapta dikkati çeken çok büyük bir olgu da var: Toplum baskısı ve erkek egemen toplumun kadınlar üzerindeki etkisi. Bu etkiye geçmeden önce romandan kısaca bahsetmekte yarar var. Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin tarafından 1922 yılında Vakit gazetesinde tefrika edilen ve sonra da kitaplaştırılan romandır. Roman, Feride'nin kaleminden yazılmış bir hatıra defteri olarak kurgulanmıştır. Roman beş kısımdan oluşur. İlk kısım Feride'nin on iki yaşındaki haliyle başlar. Beşinci kısım ise Feride'nin Kâmran'la kavuşmasıyla son bulur. Romanın ilk dört kısmı Feride'nin kaleminden yazılmış bir anı defteridir. Olaylar okuyucuya Fe...