Kan Damlası ve Hayret Bey
Hayret
Bey henüz İngiliz Köşkü’nde gerçekleşen cinayeti aydınlatmaya çalışırken Define
romanının kahramanlarından Fuad Bey’in de aynı yöntemle öldürüldüğü ve elinde “numara
iki” yazılı ve imza yerinde kan damlası olan bir not bulunduğu haberi gazeteden
öğrenilir. Köşk sakinleri derin bir korku içindedir ve yalnız polis
teşkilatına, Hayret Bey’e bel bağlamaktadırlar. Fakat katiller hemen sonraki
bir gece de Hâdiye Hanım’a saldırmış ve onun felç geçirmesine sebep
olmuşlardır. Karşılarında yaman bir düşman olduğunu anlayan Hayret Bey o gece köşkte
kalır ve katiller yeniden geldiğinde onları suçüstü yakalamak ister. Ancak
katiller onun da ellerini kollarını bağlayıp bir kenara atarlar: “Hayret gerçi
dün gece faka bastı. Fakat onun bastığı faklar herkesin aksine olarak ona zarar
değil, hayat verir.” (S.61) Hayret Bey, bu utancı gidermek, namını kurtarmak
için cinayetleri çözmeye and içer. Katillerin köşke nereden girdiklerini
ararken sonunda gizli bir geçit bulur ve buranın nereye çıktığını keşfederek
katillere bir oyun tezgahlar. Sonraki gece yeniden gelen katiller baştan başa
aydınlanmış bir bahçede, üzerlerine atılan polisler, kapıcılar ve uşaklarla
yakalanır. Fakat Hüsrev Bey orada yoktur. Onun oyunu henüz bitmemiştir. Gizli
geçitten geçerek onu yakalamaya çalışan Hayret Bey ve polisler bir mektup
bulur. Bu mektupta Hüsrev Bey, Hayret Bey’le tanışmak istediğini ve söylediği
yere gelmesini ister. Gözünü budaktan sakınmayan Hayret Bey, söylenen yere
gittiğinde bir tuzağa düşürüldüğünü anlar. Hüsrev Bey ile silahlı bir çatışmaya
girer ve kendisi çok iyi bir keskin nişancı olduğundan Hüsrev Bey’i haklar.
İngiliz Köşkü sakinleri de kayıplarına rağmen huzurlu hayatlarına dönmeye
başlarlar.
Kan
Damlası bu haliyle sürükleyici, heyecanı son ana kadar korumayı başaran ve
okuyucuda merak uyandıran bir romandır. Bu romanda Mehmet Rauf, herhangi bir
aşk serüvenine ya da kadın konusuna yer vermez. Polisiye roman ölçeğinde
işlenen cinayetlere ve çözümlerine odaklanan roman olayın çözülmesiyle birlikte
nihayete kavuşur. Romandaki Hayret Bey karakteri hem görüntüsü hem kişisel
özellikleri hem de müfettişlik vasfıyla şahsına münhasır, ilginç bir karakter
görüntüsü sergiler. Öyle ki Şakir Feyzi onu gördüğünde: “Ya pek aptal yahut pek
düzenbaz bir şeydi. Yani ya alıklık göstererek herkesi kandırmak isteyen bir
kurnaz ya da kurnaz görünmeye çalışan bir ahmak olması gerekirdi” sözleriyle
değerlendirmiştir. Diline bakılacak olursa dönemine göre sade ve söz
sanatlarından uzak olan roman kolaylıkla okunabilecek niteliktedir.
Yorumlar
Yorum Gönder