Cep Mendili Amerika'yı Eleştiriyor

     Tarihsel romanslarıyla ün kazanan Amerikalı yazar James Fenimore Cooper, Autobiography of a Pocket-Handkerchief adlı seri romanının tefrikasına 1843’te Graham’s Magazine’de başlar. Cooper bu romanıyla ilk kez bir dergide yazma girişimi gerçekleştirir. Roman 1843'te Londra'da Richard Bentley tarafından Fransız Mürebbiye veya Nakışlı Mendil adıyla yayınlanır. Bu yayınları Die französischer Erzieherin, oder das bestickte Taschentuch adıyla yapılan Almanca çeviri izler.[1] Roman, Türkiye'de Can ve Ketebe Yayınları tarafından Bir Cep Mendilinin Otobiyografisi adıyla yayınlanır.

    Romanda bir keten bitkisinin cep mendili olma serüveni; mendili satın alan müşterilerin yaşamları; dönemin Fransa’sı ve Amerika’sındaki sosyal ve ekonomik durum, kişilerin statü kazanmak uğruna büründükleri doyumsuz kişiliğin sonucunda ortaya çıkan tahribat işlenir. Roman, anlatıcısının işlemeli bir cep mendili oluşuyla dikkatleri üzerine çeker ve “dolaşım romanı” olma özelliği gösterir. Dolaşım romanlarında cansız nesneler ve hayvanların bilinçle donatıldığı, eserlerde ana karakter olarak kendilerine yer buldukları söylenebilir. Bu nesne ve hayvanlar kendi hayat hikâyelerini anlatırken, aslında başkalarının da yaşamlarını anlatırlar. Çünkü nesneler insan dünyasında, insanlar arasında konumlanır ve insanların hikâyelerine tanık olurlar. İnsanlara bir yandan bağımlı olduklarından onların peşinden gider ve farklı hikâyelere tanık olurlar. [2] Bir Cep Mendilinin Otobiyografisi bu haliyle bir dolaşım romanı sayılabilir. Çünkü ketenden imal edilen, üzeri ilk sahibi Adrienne tarafından çeşitli nakışlarla süslenen bu Fransız mendili, yaşamı boyunca defalarca el değiştirmiş ve bu sayede farklı insanlara ve farklı coğrafyalara ait hikâyeleri, yaşama bakış açılarını ve kazanma hırslarını algılayarak okuyucuya anlatmıştır. 

    Romanda eleştiri teması önemli bir yer tutar ve yazar mendil üzerinden Fransa’daki ekonomik sömürüye, Amerika’daki insanlıktan uzak ticari ortama, sosyal, ahlaki ve kültürel atmosfere eleştiriler getirir. İnsanların yalnız kendi çıkarlarını düşünmeleri, emeğin sömürülmesi, para sahiplerinin ne kadar acımasız olduğu da romanda dikkate değer noktalar arasında sayılabilir. Romanın eleştiri ve ekonomik ortamla ilişkisi yine dolaşım romanlarının durumuyla yakından ilgilidir. 18. yüzyılda Avrupa’nın sömürge topraklarından büyük miktarda altın ve gümüş sağlayarak zenginleşmesi ve kapitalizmin güçlenmesi ticari hayatta bir canlılığa yol açar. Bu gelimeler neticesinde nesneler ön plana çıkar ve yalnız dar bir alanda değil, dünya çapında yer değiştirmeye başlar. [3] Romandaki cep mendili de yaşamı boyunca ticari kaygıların merkezinde olmuştur. Adrienne tarafından büyük bir kazanç sağlamak üzere iki ay boyunca nakışlarla süslenmiş fakat babannesinin cenaze masrafları gündeme gelince yok pahasına çıkarcı bir alıcıya satılmıştır. Buradan Albay Silky adlı bir tacirin eline geçen mendil  Amerika’ya doğru bir yolculuğa çıkar. Amerika’da mendile önce yüz sonra yüz yirmi beş dolar fiyat biçilir. Kısacası mendil her el değiştirdiğinde fiyatı artmakta ve satıcısına (Adrienne hariç) para kazandırmaktadır. Romanda Amerika’daki sosyal yaşamda statü kazanmak dışında bir amaçları olmayan ve her eylemlerini, her kararlarını yalnızca statü kazandırması için gerçekleştiren insanlara karşı da bir eleştiri vardır. Bu mücadeleler insanlar arası ilişkileri ve insanların birbirlerine besledikleri aşk gibi saf duyguları bile zedeler. Bu doğrultuda Thomas Bender, Bir Cep Mendilinin Otobiyografisi’ni “bencilce daha yüksek bir yere ulaşmaya çalışmanın kötülükleri konusuna” adanmış olarak tanımlar. [4] Romanda Fransa'dan Amerika'ya çeşitli kişiler ve çeşitli esnaflar aracılığıyla bir yolculuğa çıkan cep mendili, son sahibinin evinde onu işleyip değer kazandıran Andrienne'a kavuşur. Adrienne'ın ona "dostum" olarak nitelendirmesi cep mendilinin değerini bu sefer maddi yönden değil manevi yönden arttırır fakat bir süre sonra cep mendili ortadan kaybolur. 

 



[2] İsmail Alper Kumsar, “Nesne-Anlatıcılar ve Edebiyatımızdan Bir Örnek: Bir Liranın Başından Geçenler”, Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2012, 26, s. 701.

[3] a.g.e., s. 703.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bursa'nın Tutunamayanlar'ı

Ho Ho Ho da Maşallah

Kan Damlası ve Hayret Bey