Ormandan Seslenen Roman
Faruk Duman, Ve Bir Pars,
Hüzünle Kaybolur’da üniversite eğitimini sağlık sorunları nedeniyle yarım
bırakan, askerliğini yapıp köyüne, tek gözlü evine dönüş yolculuğuna çıkan gencin öyküsünü
anlatır (Duman, 2019: 11). Kahraman köyüne dönmek üzere ormana girer ve bir
süre sonra kendisini birinin, bir şeyin izlediği hissine kapılır. Göremez,
duyamaz ama bir soluğun ensesinde olduğunu hisseder. Zaten küçüklüğünden beri
ormanda bir göz dolaştığı söylenmektedir. Ninesi, ormanda bir gözün dolaştığını
ve ormana gitmemesi için onu zamanında uyarmıştır. Bu göz renksiz, uğursuz ve
kimseye ait olmayan bir gözdür (Duman, 2019: 10). Yaşadığı köyde ormanda
dolaşan göz hakkında pek çok öykü anlatılagelmiştir. Özellikle Kara Halil’in
ormanda dolaşan göz ve Avcı Kemal hakkındaki öyküleri herkesçe bilinmektedir.
Avcı Kemal’in ormana kaçması, ormanda hâkimiyet kurması Kara Halil tarafından
bir efsane gibi anlatılmıştır. Kahraman bu gözün ne olduğunu, peşinde neyin
olduğunu düşünürken ardında homurtular duyar. Merak ettiği gözün peşinden geldiğini
anlayınca kaçmaya başlar fakat tökezleyen bir ceylan gibi, dizleri kırılarak
yuvarlanır (Duman, 2019: 13). Bu olay, kahramanın gözün sahibi olan parsla ilk
karşılaşmasıdır. Orman, romandaki rolünü oynamaya başlamıştır. Ormanın rolü
roman boyunca genişleyecek ve romanın merkez kişisi olarak kahramanla aynı rolü
paylaşacaktır. Bunda Faruk Duman’ın yazın hayatında ormanın, ormandaki
canlıların ve doğanın büyük rol oynaması etkilidir. Yazarın Sus Barbatus
serisinde olduğu gibi Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur’da da ormanı tüm
canlılığıyla işlediği, ormanın dinamikleriyle kahraman arasında bir bağ kurduğu
görülür. Romanda kahramanın ormanla kurduğu ilişki şu cümlelerle belirginlik
kazanır; “Ormanda, her zamankinden daha rahat hareket ettiğimi, adeta ormanla
birlikte soluk alıp verdiğimi duyumsadım. (…) Ormanın karnıyla benim karnımdı,
birlikte alçalıp birlikte yükselmeye başlamıştı. Olağanüstü bir şeydi bu. Çünkü,
elbette kuru bir soluktan ibaret değildi. Orman, dünyanın bilgisini taşıyordu
bana.” (Duman, 2019: 87)
Kahramanı ormanda baygın bulan
Kadirgilin Hasan Efendi’yle onun kızı ve oğludur. Bu aile kahramanın hayatında
ormandan sonraki ikinci büyük gizem kaynağıdır. Dışarıdan görünmeyecek şekilde
bir bahçenin içinde bulunan evleri, baba-oğul ve kız arasındaki ilişki kahramanın
o evde olanları merak etmesine sebep olur. Bu ailede aile içi şiddet bir yana
birbirleri arasında tutarsız ve enseste yaklaşan sapkın ilişkiler göze çarpar. Çocuk
kızı yatağa bağlar, kızınca döver. Baba-oğul onu evden çok nadir olarak
çıkarır. Avcı Kemal’in öyküsünden sonra bu ailenin öyküsü romanda ikinci iç
öyküyü oluşturur. Romanın kahramanı isimsiz gencin aile tarafından kurtarılmasıyla
başlayan ilişki, gencin genç kızdan hoşlanması ve onu maruz kaldığı fiziksel ve
psikolojik şiddetten kurtarmaya çalışmasıyla gelişir. Romanın sonunda adının
Ceren olduğunu öğrendiğimiz ve kahramanın Rapunzel’e benzettiği kızla ormana
kaçıp parsın yuvasına sığındıkları görülür. Ceren’in babası ve erkek kardeşinin
yakınlarda olduklarını hissetmesi üzerine oradan ayrılırlarken pars ortaya
çıkar; “Derken parsı gördüm. Sisin içinden çıktı, ağır, güçlü adımlarla, avına
değil, düşmanına meydan okudu. Sırtını bize verdi, yüzünü adamlara döndü.” (Duman,
2019: 91) İkili kaçmaya devam ettiği sırada duyulan iki el silah
sesi ise korkunç sonun habercisidir. Roman boyunca ormanda parsı arayan, onu
yakalamak için hava aydınlanmadan ormana dalan baba-oğul sonunda parsı vurmuştur.
Romanda birbiri
içerisine geçmiş olarak anlatılan öyküler, kahramanın annesinin ölüp ölmediği
hakkında duyduğu histerik psikolojik durum, Rapunzel’in öyküsüne paralellik
gösteren Ceren’in öyküsü ve ormanın roman kahramanı gibi bir işlev yüklenmesi
romana düşsel bir hava verir. Gerçekle hayalin arasındaki sınırların silikleştiği
roman sayfa sayısı bakımından az olsa da anlattıkları, ele aldığı konular ve
verdiği mesajlarla dikkate alınması gereken bir eser. Elbette yok olan bir
türü edebiyat dünyasına taşıyıp onu yaşatmaya devam etmesi ve tüm insanlar adına
parstan özür diliyor olmasını da unutmamak gerek.

Yorumlar
Yorum Gönder