Scapin'in
Dolapları dönüyor her yerde. Günde, gecede, dostlukta, aşkta ve arkadaşlıkta. Dolapları
görmek zor, belki de imkansız. Hatta belki de dönen dolapları görüp de görmemiş
gibi yapmak daha kolay. Bir oyunun içinde birilerinin kurbanı olmak, birilerine
inanmak keyfimizin kaçmamasını, rahatımızın bozulmamasını sağlıyor. Scapin
biraz yabancı mı kaçtı? Yerlisi de var. Adıyla sanıyla namı diğer Ayyar Hamza. Hangisi
hangisinden etkilendi bilinmez… Belki de her toplumda böyle uyanık, dalavereci,
küstah tipler vardır da onları tiyatro sahnesine çıkarmak herkesin harcı
değildir. Bir gün bir Fransız çıkarır kalemini, kağıda dokundurur ve bu tipleri
canlandırır. Bir gün ondan gören başka bir milletin oyun yazarı uyarlar oyunu
da kendi sahnesinde oynatır bu tipleri. Kim bilir?
Scapin'in Dolapları, Moliere (Jean-Baptiste Poquelin) tarafından 1671
yılında yazılmış 3 perdelik bir komedi oyunudur. Oyunun başkişisi Scapin, hayatını
söylediği yalanlar, kurduğu oyunlar ve bilumum “dolaplar” ile sürdürmektedir. Scapin
çok kurnaz, dalavereci, kendini beğenmiş ve küstahtır. Fakat her ne yaparsa yapsın kârlı çıkmayı başarır. Bu özellikleri
onu diplomasiye yöneltir ve oyunda genç iki soylunun babalarından habersizce
evlendikleri hanımlarla ayrılmamaları için onlara yardım eder. Soylu babaları
yola getirmeyi başardığı gibi yaptığı tüm düzenbazlıkları da yine kendi çevirdiği
dolaplar sayesinde affettirir ve perde kapanır. Oyun, 1944 yılında Tercüme Bürosu
çatısı altında Orhan Veli’nin çabalarıyla Türkçeye kazandırılır. Ancak oyunun
çok daha öncelere, Tanzimat dönemlerine uzanan bir geçmişi vardır.

Moliere, bilindiği üzere Tanzimat tiyatrosu
için önem arz eden bir oyun yazarıdır. Tiyatroyu halkı aydınlatma yolunda bir
araç olarak gören tanzimat aydınları amaçları doğrultusunda gerek yazdıkları
oyunlar gerekse uyarladıkları oyunlarla halka yönelmeyi ve halkı eğitmeyi
amaçlamışlardır. Bu amaç doğrultusunda uyarlanacak yahut yazılacak oyunların
daha çok güldürüye dayanan, batının komedi dediği türden oluşu dikkati çeker. Oyun
yazarları, geniş halk kitlesinin ilgisini çekebilmek için tiyatronun bu türünü
seçmişlerdir, diyebiliriz. Fransız edebiyatının örnek alındığı bir dönemde komedi
yazacak ya da uyarlayacak olanların Moliere’i görmemesi imkansızdır. İşte Tanzimat aydınları da
Moliere’in oyunlarını okumuş, onları çevirmiş, uyarlamış ya da örnek alarak
yeni oyunlar yazmışlardır. Moliere’in oyunlarını uyarlamasıyla edebiyatta “Osmanlıların Moliere’i” unvanını alan Direktör Mehmet Âli Bey de bu dönemin önemli bir
yazarıdır. Kendisinden önce Ahmet Vefik Paşa’nın “Dekbazlık” adıyla Türkçeye
uyarladığı Scapin’in Dolapları adlı oyunu o, “Ayyar Hamza” adıyla uyarlamış ve
yıllar içerisinde oyun çok sevilmiş, günümüzde de hâlen oynanan bir oyun haline
gelmiştir. Âli Bey’in uyarlamasında Scapin Hamza’ya; Leandre Nimet Bey’e;
Octave Sena Bey’e; Gerante Zuhuri Efendi’ye; Argante Muhterem Efendi’ye; Hyacinthe
Ziba Hanım’a; Zerbinette Eda Hanım’a; Silvestre Yaver’e; Carre Ziver’e; Nerine
Halime’ye dönüşmüştür. Oyunun orijinalinde olan İki Kapıcı ise Türkçe
uyarlamada yer bulamamıştır. İster Scapin’in Dolapları olsun ister
Ayyar Hamza, her yerde gördüğümüz ve kendi çıkarlarından başka hiçbir şeyi
önemsemeyen ayyarların olduğu çağımızda okunması gereken bir oyundur. Kurnazlıkla
saflığın çatışmasının en güzel örneklerinden biri olan bu oyunu zihnimizde
oynatarak hem okumanın hem izlemenin hazzını kaçırmamak gerekir.
Yorumlar
Yorum Gönder