Oyunları Yorumlayanlar'dan Kısa Bir Değerlendirme
Oyunlarla Yaşayanlar, pîrimiz, üstadımız ve Tutunamayanlar kabilesinin şehinşahı Oğuz Atay'ın tiyatro oyunudur. Duydunuz mu? Olric de haklı olduğumu söylüyor. Haklısınız efendim. Teşekkürler Olric! Merci ve Danke! Nerede kalmıştık? Evet, oyundan bahsediyorduk. Oyunun içinde oyun yaratıyoruz. Tutunamayanlar'da Turgut Özben, Tehlikeli Oyunlar'da Hikmet Benol, Oyunlarla Yaşayanlar'da ise Coşkun'un ruh bunalımlarına, yaşadığı hayatın sınırlarına sıkışıp kalmasına şahit oluyoruz. Elbette Turgut ilk tutunamayandı ve diğer karakterlerden daha amatördü hayat karşısında. Hikmet, Turgut'a göre hayatın acılarını daha iyi görüp elinden bir şey gelmemesinin bilincine varmış ve kafasında yarattığı birtakım oyunlarla hayatını geçirmeye çalışmıştı. Coşkun ise hayatıyla oyunları iyiden iyiye birbirine karıştırmış ve hayatın nerede bitip oyunun nerede başladığını bile anlayamaz bir duruma gelmiştir. Üstelik yazdığı oyunları da bir noktada beğenmez. Giriştiği hiçbir işte başarılı olamamış, elindekini değerlendirememiş, verdiği kararları söyleyecek cesareti de olmamıştır. Nihayetinde kendi hayatına kendince bir son yazar.
Oyunun en renkli, eğlenceli
karakteri Saadet Nine'dir. Saadet Nine, aklen geçmişi yaşayan ve Cemil Paşa'ya
kalben muhabbet duyup onu kendine bir kurtarıcı olarak gören karakterdir. Oysa
Cemil Paşa, torunu Ümit'tir ve Saadet Nine'ye rol yapmaktadır. Coşkun'un evinde
herkes bir oyuna inanmakta, bir oyunu hayatı sanmaktadır kısacası. Yalnız Coşkun'un karısı Cemile gerçekçidir, dikiş dikerek evi geçindirmeye çalışan
da odur. Fakat sözünü kimseye dinletemez.
Saffet, Emel ve Servet oyunda
tiyatro oyuncusu rollerindedirler. Saffet ile Coşkun'un arası iyidir ancak
Coşkun'un her şeyi abarttığını, uçlarda yaşadığını ve böylece kendine eziyet
ettiğini düşünmekten de kendini alamaz. Servet ise Coşkun'a romantik dönemlerde
geçen oyunlar yazmasını söyler. Çünkü piyasada yerli oyun eksiklği vardır.
Coşkun'un yazdığı oyunlar Servet'e belki de servet getirecektir. Burada Atay'ın, dönemin sanat anlayışına ve cinselliğin ön plana çıkarılmasına bir eleştiri getirdiğini de söyleyebiliriz. Emel karakteri
ise Coşkun ile belli belirsiz bir gönül ilişkisi yaşayan, Coşkun'a karısına
gidip ayrılmak istediğini söyletmek isteyen oyunun sonlarındaysa Coşkun'un bu
kabiliyete sahip olmadığını gören bir kadındır. Coşkun valizini alıp kapısına
dayansa da onu içeri almaz. Coşkun da Saffet'in yanına, tiyatro sahnesine gider
ve büyük oyuncular gibi sahnede ölmek ister.
.jpeg)

Yorumlar
Yorum Gönder